KADİR DOĞULU İLE ‘YAZ KAFASI’

By  |  0 Comments

Bu yaz geçireceğimiz ölümcül sıcakları test ettiğimiz günlerin birincisinde Kadir Doğulu çekimimiz var. Allah’tan havuz başında çekim yapacağımız için serinleriz gibi geliyor ama güneşin altında çalışmak her halükarda zor. Kapak Adam’ımız Kadir Doğulu beklenirken güneşin stresi de üzerimize ekleniyor. Sıcağa dayanabilecek mi, gözleri kamaşmadan rahat poz verebilecek mi diye düşünürken içeri giriyor genç oyuncu. İstanbul’un koşuşturması yüzünden yıllardır görmediğim arkadaşımı gördüğüm için mutlu oluyorum. Hani bazı dostluklarda kaldığınız yerden rahatça devam edebilirsiniz ya, direk başlıyoruz konuşmaya. Bir önceki gece yapılan güzellik yarışmasının sunuculuğunu yaptığı için gündemimiz o oldu. Tabi ki ekrana yansımayan aksaklıklar konuşulup gülünüyor ilk önce. Sonra jet hızıyla hazırlanma aşaması. Kardeşleriyle birlikte planladığı tatile çıkabilmesi için ilk önce çekimi bitirmemiz lazım. Zamansızlıktan yakınırken kendi ağzından çıkan “Oyuncudan sevgili de olmaz dost da” sözünün hakkını verircesine onu dizi hayatına başladığından beri hiç görmediğim aklıma geliyor. Bu zaman zarfında imza attığı bir sürü önemli işi görüşememe nedeni olarak kabul edip başlıyorum sorularıma;

kapak_web

Röportaj: Oben Budak

İlk dizin Küçük Sırlar’ın yayınlandığı akşam karışlaşmıştık seninle ve oyunculuğundan dolayı aşırı derecede eleştirmiştin kendini! Yıllar sana başarı olarak geri döndü aslında ama yine de merak ediyorum, hala kendini eleştiriyor musun?

Daha acımasızca eleştiriyorum. Hiçbir zaman beğenmeyeceğim herhalde kendimi, ses tonumu… Daha iyisini yapmak için sürekli hoca değiştirdim. Her karakter için başkasıyla çalışıyorum, daha iyi olsun diye uğraşıyorum. Eski işlerimi izlediğim zaman “Aman Tanrım ne yapmışım ben” dediğim oluyor.

İlk bölüm için bunları düşünmen normal de artık eleştirmemen lazım belki de, rahat bırak kendini.

Bilmiyorum ki yapım bu herhalde.

Başka işlerden gelip oyunculuğa başlayanlar acımasızca eleştirilirken senin geçişin yumuşak oldu aslında. Buraya gelmeden birçok kişiyle dedikodunu yaptık, oyunculuktakş başarın konuşuluyorç konuşuluyor, bu yüzden kendini nasıl beslediğini merak ediyorum ben aslında.

Hep çalışıyorum Oben, bırakmadım işin ucunu. Ben bu işin akademik eğitimini almadım. Bu yüzden sektörde dışlanmışlık da yaşıyoruz zaman zaman. Alaylı olma açığını akademik hocalardan ders alarak kapatmaya çalıştım. Buraya gelen yabancı hocaların workshop’larına da katıldım. Okuyarak ve izleyerek de iyi bir eğitim sağlayabiliyorsunuz kendinize. Oyunluk eğitiminin bitiş çizgisi yok, her on yılda bir yeni methodlar çıkıyor, onları keşfetmeye çalışıyorum. Çok fazla tiyatro oyunu izliyorum. Şehir Tiyatroları’ndan bağımsız tiyatrolara kadar sezonda ortalama 50 oyun izliyorum.

7-8

Tiyatroda oynama isteğin var mı?

Çok isterim tabi ki ama ilk önce tiyatronun beni istemesi lazım, kendi karar vermenle olacak bir şey değil bu. Aslında bir gruptan teklif gelmişti ama Fatih Harbiye’nin ilk sezonuydu yapamadım.

Seslendirmeye ne zaman başlayacaksın?

Bir ara öyle teklifler geldi ama çok yoğun bir dönemimdi yapamadım. İstediğim bir şey bu.

Kullanman lazım sesini, çok müsait.

Oyuncudan ne arkadaş oluyor ne sevgili. O kadar uzun saatler çalışıyoruz ki başka bir şeye vakit kalmıyor. Ben aslında başka bir oyuncuya dublaj yapmak istiyorum, yabancı filmlere ya da çizgi filmlere. Seviyorum o işleri.

Kemal (Doğulu) reklam çeksin sen de seslendirmesini yap mesela.

Bilmem ki, Kemal bence çok iyi reklam çeker. Ama yapmadığına göre istemiyordur diye düşünüyorum. Çok yetenekli bir adam ve bazen yetenek insanların fazla yük almasına sebep oluyor. Bu şekilde mutlu. Kemal mutluysa hepimiz mutluyuz.

Yeni bir kariyer ya, korkutucu geliyor mu sana?

Televizyon artık çok genişledi. Hiçbir zaman bitmeyecek , enteresan bir şekilde genişliyor. Hiçbir zaman şöhretli insanların, sanat için sanat yapanların kaybetmeyeceği mecralardan. Aklını başına alırsan, samimiyetini geçirir ve dürüst olursan hep iş veriyor sana televizyon. Kimler geldi kimler geçti diyoruz, onlardan olmamak lazım.

Gece hayatını özledin mi?

Valla yaklaşık bir sene sonra ilk kez dün gece dışarıya çıktım, o da Güzellik Yarışması sonrası gidip işi kutlayalım istedik. Yoksa çok aram yok gece hayatıyla. Anca uzun süre ara verdikten sonra eğlenebiliyorum dışarıda, dün eğlendim mesela.

3-4

Bütün ünlüler orada ya Gizli Kalsın’a bile mi gitmiyorsun?

İşte bundan önceki son çıkışımda oraya gitmiştim. Gece hayatında zaten hep aynı yüzler, hep aynı şarkılar. Bir iki kere gittikten sonra, ben bunları biliyorum diyerek gitmek istemiyorsun. Biliyorsun yaklaşık 13 sene gece hayatında çalıştım, işletmecilik yaptım, garsonluk yaptım, barmenlik yaptım. Sırf bu yüzden müzik zevkim olamadı! Çalıştığın mekanda hep müzik var, insanları eğlendirmek için çaba harcadığın için gece hayatı kendin oluyorsun bir süre sonra. Gece hayatında aşina olduğun, sevdiğin insanların mekanlarını tercih edersin ya, benim mekanlarımda da aynı şey yaşanırdı. Her gelenle eğlenmekten gece hayatının ta kendisi oluyorsun bir süre sonra. İş olarak gece hayatını bırakınca başka şeylere yöneleyim dedim.

Ne yapıyorsun peki kafa boşaltmak ya da eğlenmek adına?

Hobilerimi geliştiriyorum. At biniyorum, spor yapıyorum, paraşütle atlıyorum, dalma dersleri alıyorum, gece hayatından elimi ayağımı çektim anlayacağın.

Bu ara favori hobin ne o zaman?

İleri sürüş teknikleri dersi alıyorum. Kaygan zeminde arabayı kontrol edebilme yöntemleri öğreniyorum. Kaza yapmamak için reflekslerini geliştiriyorsun. Bir de oyuncunun ne zaman neyi oynayacağı hiç belli olmuyor. Hobim işime yarıyor bir şekilde. Yıllardır at biniyorum mesela son projemde sürekli at üzerindeydim.

Beş kardeşlik kalabalık sayılabilecek bir ailede büyümek ne katmıştır sana?

Şu an yaşadığım hayata da oyunculuğuma da çok şey kattı. En başta mutluluk ve huzur. İnsnalar ailesini seçemiyor , kalabalık ailede büyümenin , birçok kardeşe sahip olamanın dezavantaj olduğunu düşünebilir insanlar ama öyle değil. Daha kolay iletişim kurabiliyorsunuz insanlarla.

Kardeşlerin şimdiki durumu nedir?

9-10

Hala koparmadık bağları. Önce Kemal geldi İstanbul’a, sonra peşine ben, diğerleri de okumak için geldi teker teker. Beşimiz de İstanbul’dayız. Kemal’in ve benim işlerim birarada olmaya çok izin vermese de her pazar kahvaltıda muhakak buluşuruz. Düzenli olarak bayramlarda Mersin’e gidiyoruz.

Mersin’i seviyor musun hala?

Seviyorum, kopamıyorum hala Çok güzel anılarım var orada. Orası benim güvenli bölgem, ana ocağım. Anne yemekleri baba sohbeti, aile gezmeleri.. Burada bozulan moral, yorulan vücut, saçma sapan şeylerle dolan kafa oraya gidince tamir oluyor, sıfırlanıp İstanbul’a dönüyor. Açıkfikirli bir şehir, çok seviyorum. Mutfağı da çok zengin.

Mersin İdman Yurdu taraftarlığı var mı?

Kırmızı Şeytan, olmaz mı! Hala her maçını izlerim ama televizyondan tabi.

Az önce Mersin’in mutfağından bahsetmişken, sen bir de gastronomi okudun. El becerin ne alemde?

Aileden gelen bir beceri var tabi. Ama ufak tefek kazalar da atlatıyorum bazen. Parmağımdaki bu kesik yeni oldu mesela.

Ne yaparken oldu, değdi mi yani?

Evde 100’e yakın bıçağım vardır, her iş için ayrı bıçak kullanırım. Soymak için, fleto için, doğramak içn, kemik kırmak için… Porseleninden en incesine kadar. Bıçakla çok haşır neşir olunca böyle kazalar da yaşanıyor tabi.

Çocukluğundan mı başlıyor mutfağa ilgi?

Elim biraz yatkın çünkü annem çok iyi yemek yapar. Sanırım mütevazi olamayacağım tek konu budur; annem harika bir aşçı! Damak tadımızı en üst seviyeye getirdi. İstanbul’a gelince kendi yemeğimizi kendimiz yapmaya başladık. Hayatım mutfaklarda geçince bari dedim bu işin akademik boyutunu da öğreneyim. Özellikle Avrupa’da küçük restoranlar bulup yemek tatmayı seviyorum. İnsanlar gezip eğlenmek için yurtdışına gider ben daha çok yeni mutfaklar keşfetmeye gidiyorum. Kokteyller keşfetmek, yeni kahve çekirdekleri bulabilmek hoşuma gidiyor.

En çok ne yapmayı seversin?

Ben etçil bir adamım.

Onu anladık zaten, bu kadar bıçakla başka ne yapılır?

(Gülüyor.) Evime aldığım kemikli bir etin her yerini kullanmayı severim. Makarnaların hamurlarını yapıp kendi uydurduğum sosları insanlara tattırmayı severim. Yaz gelince soğuk yemeklere, çorbalara yönelirim.

Peki bunlar arada sırada olan şeyler mi yoksa aktif olarak mutfakta mısın?

Çalışmıyorsam eğer kendi yemeğimi kendim yaparım. Çalışıyorsam da muhakkak kahvaltı hazırlarım kendime. Günümün en az bir öğününü evde yerim istisnasız. Dolabım sürekli doludur.

5-6

Bu kadar kalabalık ailede yaşayınca insanın aile kurma duygusu gelişiyor mu, aile kurayım baba olayım diye düşüncelerin var mı?

Gelişmez mi, tabi ki gelişiyor. Ben aile kurumuna çok inanırım, evlenmeyi de isterim. Ama zamanı gelmesi lazım. Kalabalık ailede büyüyüce istiyorsunuz çoluk çocuğa karışmayı. Hatta birçok çocuk yapmayı… Zamanı geldiğinde isterim.

Yeniden mekan işletmek ister misin?

Kafamda iki tane fikrim var. Fakat biliyorsun mekan işletmek tam zamanlı bir iş. Geç buldupum ama dört elle sarıldığım oyunculuk da tam zamanlı bir iş. Ucundan kıyısından oyuncluk yapayım, kalan vakitle de mekan işleteyim desem olmaz! Kendimi verimli hissedemem. Oyunculuk bazen ara vermeniz gereken bir sistemi içeriyor. Belki o dönemlerde aklımdaki mekanı kurup belirli bir seviyeye getirdikten sonra setlere dönerim.

Biz moda dergisiyiz, biraz konuyu değiştireceğim.

Benim hakim olduğum bir konu değil tabi bu (gülüyor.)

Basit şeyler merak etme, mesela motor kullandığını biliyorum, özel motosiklet aksesuarları alır mısın?

O işin de modası var tabi. Minimali seviyorum ben. İlk baktığında fark edilmeyecek aksesuarları alıyorum. Güvenlik için ne gerekiyorsa alırım tabi. Onun dışında tek renk giyinmeyi seviyorum. Siyah, beyaz ve koyu renkler, koyu lacivert, siyaha yakın griler seviyorum. Ufak tefek ayakkabıyla renk yapıyorum. Saat takmayı seviyorum. İyi bir saat koleksiyonum var. Erkekler böyle işte, ayakkabı saat ve gözlük…

Kendin mi seçiyorsun diye cevabını bildiğim bir soru sorsam?

Kendim seçemiyorum! Alışveriş yapmayı da pek sevmiyorum. Kemal’i arıyorum, alışveriş yapmayı düşünüyor musun diye soruyorum. Benim şu yönde ihtiyaçlarım var diyorum ve hemen hallediyor sağolsun. Yazlık alışveriş lazım dediğimde şortumdan gözlüğüme kadar alıp yolluyor, hayatımı kurtarıyor. Neslihan (Atagül) da bu konuda çok yardımcıdır.

Kemal daha trend adamı, bunu mutlaka giymelisin diye seni zorladığı parçalar oluyor mu?

Benim ne tarzlarda giymeyi sevdiğimi biliyor, ona göre alışveriş yapıyor ama bazen sınırlarımı zorladığı parçalar da oluyor tabi. Pantolon ve şortlarda özellikle!

Dolabında en çok ne vardır?

En çok siyah ve beyaz tişört vardır. Şapka vardır. Yapısal olarak çok üşümeyen bir adamım o yüzden kazak bulamazsınız. Bir tane kazağım vardır onu da Kemal almıştı zaten.

Çekimimiz biter bitmez yaz tatile çıkıyorsun, değil mi?

Spor altyapılı bir tatil planladım. Kite surf yapmak istiyordum ne zamandır. Sakız Adası’na kanoyla yapılan turlar varmış, onları deneyeceğim. Kardeşlerimle beraberim yine. Güzel bir yaz olacak.

FOTOĞRAFLAR LARA SAYILGAN/STUDIOPLUS

MODA EDİTÖRÜ ALEXANDER KOKOSKERIYA/OBEX

ADAM KADİR DOĞULU

RÖPORTAJ OBEN BUDAK/OBEX

SAÇ MAKYAJ UĞUR KIRAL

MODA EDİTÖRÜ ASİSTANI EMİR KAYNAK/OBEX

FOTOĞRAF ASİSTANI ERMAN İŞTAHLI/STUDIOPLUS

FOTOĞRAF POST PRODÜKSİYON CEM YURTSEVER

SWISS OTEL’ine teşekkür ederiz

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *