MİLANO’DA “GEZİ” DOLU BİR GEZİ

By  |  0 Comments

dolce-gabbana-runway-mfw

İSTANBUL, Ankara, Izmir, Mersin, Adana, derken Türkiye’nin her köşesinden seslerin karıştığı şu son günlerde yaşadıklarımız, bütün dünyanın dilinde. Sadece aralıksız yayın yapan yabancı haber kanalları değil, diğer ülkelerde sokaktaki adam bile “Gezi”nin derdinde.

Koray Caner Öztürk 

Geçtiğimiz haftalarda, erkek moda haftasını takip etmek üzere Milano’daydım. Zihni birazcık arındırmak, tanıdık yüzlerle daha “normal” birkaç gün geçirebilmek amacıyla gerçekleştirdiğim bu ufak kaçamak, tabi ki Gezi Parkı olayları ile doluydu. Bir ayı aşan gerginlik, yorgunluk, şaşkınlık, yerini bu defa bizim şehirlerimizden değil de Milano’dan yükselen “Bu daha başlangıç, mücadeleye devam!” sloganlarının bünyede yarattığı garip mutluluğa bırakmıştı. Nasıl mı?

Tren istasyonu, cep telefonu operatörü şubesi. Sırada beklerken yanıma yaklaşan satış görevlisinin nereli olduğumu sorması üzerine kısaca “Istanbul, Türkiye.” diyorum. Bu soruya alışığım ancak ikinci soru beni hiç beklemediğim bir yerden yakalıyor: “Istanbul’da neler oluyor? Erdoğan bunu neden yapıyor?”

Bir restoranda hafif bir akşamüstü salatası. Karşımdaki Ingiliz moda editörü arkadaşım, sıradan bir konuşmanın parçasıymışcasına soruyor: “Londra’daki arkadaşlarımla kaç gündür Istanbul’da yaşananları konuşuyoruz ama peki ya sen ne hissediyorsun? Sokaktaki insanlar bu duruma ne diyor? Ne yapacaksınız?” Cevap verirken zorlandığımı söylememe gerek bile yok sanırım. Ekliyor, “Haklı olduğunuz sürece kazanırsınız. Ancak lütfen dikkat edin, orada yaşananlar ve bundan sonra yaşanacak olanlar çok fazla insanı üzdü, üzüyor, üzecek.” Salata sosunu karıştırıp yeşilliklerin arasında bir umut kırıntısı arıyorum. Bir San Pellegrino daha söylüyorum.

Hotel Principe Di Savoia‘nın barı, prosecco zamanı. İki kadehi birbirine tokuşturunca çıkan tiz ses, dünyayı dolaşan takı tasarımcısı arkadaşım Lily’nin sorusuna karışıyor: “Hani eski erkek arkadaşımdan bahsetmiştim ya sana, gazetede fotoğrafını basmışlar. Parkta ilk çadır kuranlardanmış. Ondan çok şey duydum ama bir de sen anlatsana..”

photo (3)

DSquared2 genel merkezinde, daha önce Gezi Parkı’na destek mesajı paylaşan tasarımcılar Dean ve Dan Caten ile birlikteyken, PRADA defilesi sonrası, aklımı başımdan alan koleksiyonu yakından incelemek için Via Fogazzaro 36‘dayken, GUCCI‘de çalışan arkadaşlarımla ayaküstü bir espresso molasındayken, Monocle editörleri ve tabi ki Mr. Monocle Tyler Brule ile bir kokteyldeyken; kısacası Milano’yu ve erkek moda haftasını adım adım yaşadığım her anda Gezi de benimle birlikteydi. Dünya’nın farklı uçlarından kopup gelen insanların Gezi Parkı olaylarıyla başlayan süreci anlamaya çalışma çabasıyla dolu 5 gün geçti, Milano’da “Gezi” dolu bir gezi bütün bu saydığım dostların ve çok daha fazlasının “Güçlü olun!” mesajıyla sona erdi.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *