MR.BIG OLMAK

By  |  0 Comments

kapakgorseli

“Erkekler de Sex and The City izlemeli diyorum ve satırları, yolu bu diziden geçen erkeklerle dolduruyorum.”

Koray Caner Öztürk

photo 3 (5)

Yıllardır böyledir; Şubat ayında damarlarımızda kan yerine pembe, vıcık vıcık, şekerli bir sıvının dolaştığı gözümün önüne gelir.  Sebebi malum, Sevgililer Günü. En son söyleyeceğimi en baştan söyleyeyim, herkes gibi benim de dönem dönem Sevgililer Günü denilen bu tantanaya kendimi kaptırmışlığım var.  Çok şükür bir şey oldu, üzerime bir soğukluk çöktü de son zamanlarda vazgeçtim bu sevdadan.

Daha önce ne yapıp ne yapmadığımı bir kenara bırakayım, bu sevgililer günü için planlarımı anlatayım: Sanki başka bir zaman yapmıyormuşum gibi, Sex and The City’den rastgele birkaç bölüm seçip arka arkaya izlemek, bitmek bilmeyen çıkarımlar yapmak, gerekirse birkaç kadeh blush yuvarlamak, kadınların dünyasından erkekleri anlamaya çalışmak, Sex and The City’yi bir kerecik de olsa erkeklerin dizisi olarak anlamlandırmak.

MR BIG

“Erkeklerin dizisi mi?” demeyin. Eğer bu yazıyı okuyan ve kadın dünyasını anlamaya çalışan bir erkekseniz, ilk yapmanız gereken şey Sex and The City’yi baştan sona bir nefeste izlemek. Evet, altı sezon ve iki filmden oluşan bu efsane, kadınların ne beklediğini, ne istemediğini, neyi yanlış hesapladığını, neyi hiç hesaba katmadığını ve buna benzer milyonlarca gerçeği içinde barındırıyor. Tabi pek çok ateşli sahneyi de. Dizide hikayeler dört kadın karakterin etrafında döndüğünden, pek çok erkekle karşılaşıyorsunuz. Ve tabi ki, moda/stil algısının aşağı yukarı gidip gelmesiyle.

Kadınlarımız belirli bir yaşam kalitesin ve gustoya sahip olduğu için, karşımıza çıkan erkekler ya borsada ya prestijli bir danışmanlık şirketinde çalışıyor, en olmadı afili bir hukuk bürosundan çıkıp bir içki almak için bara uğruyor. Haliyle, takım elbiseler, jilet gömlekler, trençkotlar ve rugan ayakkabıların hakimiyeti gözden kaçmıyor. Tabi ki hepsi günlük tıraşlı, bakımlı. Genellikle Charlotte, Samantha ve Miranda adlı karakterlerin bu tip erkeklerle birlikte olduğunu söylemek yanlış olmaz. Tabi ki hepsinin istisnaları mevcut; Charlotte’un İskoç kocası Trey’in kiltleri, Miranda’nın pasaklı sevgilisi Steve ve Samantha’nın giyinikken hiç görmediğimiz erkekleri. Hikayenin merkezindeki karakter Carrie ise biraz daha –kendisinden beklenmeyecek şekilde- stil sahibi olmayan erkeklerden yana kırıyor dümeni. Mr. Big bir yana; Carrie’nin erkekleri, spor tarzın da sınırlarınız zorlayacak kadar kötü giyiniyor. Şöyle bir baktım da, sanıyorum kahramanımızın kendi stiline gösterdiği ilgiyi başka erkeklerin stiline göstermemesi için geçerli sebepleri var. Birincisi, kendisiyle bile uğraşması çok zorken bir erkeğin stiliyle uğraşmak ölüm demek olabilir. İkincisi, yazarlığın da getirdiği bir “özgür ruh” çağrışımı, bazı zamanlarda görünümün arka plana atılabileceğini öneriyor olabilir. Ne olursa olsun, görsel çeşitlilik ve stil algısının ön planda olduğu bir hayatta, Aidan gibi denim gömlekler tercih eden bir erkeğe ne kadar katlanılabilir, inanın bilmiyorum.

MR BIG

Gelelim hikayenin erkek tarafında sıklıkla karşımıza çıkan Mr Big’e. Sex and The City tarihinin en şık erkeği olması bir yana, yaşam stiliyle de kadınların derin bir ah çekmesine neden olan Mr Big, yüzde doksan ihtimalle dönemin kalıplarına yenik düşen biraz bol kesim bir takım elbiseyle karşınıza çıkar. Sigaradan anlar, şaraptan daha çok anlar, en çok da güzel müzikten anlar. Sosyal hayatı gereği smokin ya da papyonuyla karşınıza çıkabileceği gibi askısında onlarcasını hazır beklettiğine emin olduğum ütülü beyaz gömleğinin düğmeleri henüz Carrie tarafından yeni açılmışken de karşınıza çıkabilir. Kanepesine gömülüp gazete okurken spor, yatakta kahvaltının tadını çıkartırken sabahlığıyla günlük; kısacası her durumda özenli ve yaşadığı hayatın hakkını veren bir stil. Hal böyle olunca, Sex and The City izleyicisi pek çok kadının neden kendisine bir Mr Big aradığını anlamak pek zor değil.

Eh, beyler; bir Mr Big olmak da kolay değil. Size tavsiyem, stil ve yaşamdan tat almak gibi konularda, her ne kadar bazı moda tercihleri bundan bilmem kaç sene öncesinde kalmış olsa da, Mr Big’i örnek almanız. Ancak ilişkiler konusunda ne kadar örnek olur, emin değilim. Neyse, zaten Sevgililer Günü, ilişkiler, aşk, meşk konuşmayacaktık; değil mi?

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *