TÜRK MODASINA YÖN VERENLER: EMRE ERDEMOĞLU

By  |  0 Comments

emre

Röportaj: Alexander Koko

Tasarım yapmak ve özelikle kendi tasarımlarını sokaklarda insanlar üzerinde görmek nasıl bir duygu? Senin tasarımlarını nasıl bir erkek giyer/giymez?

Ben insanların giydikleri kıyafetlerin ruhlarıyla ilişki içinde olması gerektiğini düşünüyorum.Kişinin kimliğinden bir iz taşımalı mutlaka…Bu bazen bir renk,bazen doku,bazen bir aksesuar da olabilir…Sizin  kişiliğinizi ele verecek doneler olmalı üzerinizde.Bir başkası gibi görünmek yerine kendi stilinizi ortaya koymanız gerektiğini düşünüyorum.Belirli bir yaşam tarzına sahip insanlara hitap ediyorum.Kişiliği,kimliği olan insanları giydiriyorum.Bu kimliklerle karşılaşmak ayrıca mutlu ediyor beni…

Moda ve stil arasında yıllardır süren düşüncesel bir rekabet var. Senin için her ikisi ne ifade ediyor?

Moda, her mevsim, hatta mevsimler içinde bile sık sık değişir. Moda şu an gündemde olanı vurgular.Modayı takip ederek şık da olabilirsiniz, kurban da! Modayı takip etmekle stil sahibi olmak aynı şey değildir..Çünkü stilin en şık, en yeni, en pahalı, en moda, en marka kıyafetlerle bir ilgisi yoktur. Stil sahibi insanlar modayı reddetmez ancak onu çok iyi “yorumlar”, ustaca kullanır ve gardıroplarına adapte eder. Ve sırf moda diye kendilerine hiç yakışmayacak bir parçayı satın almazlar…

İlham aldığın stil sahibi biri var mı? Kim ve neden? 

Steve Mcqueen, Pee Wee Herman, Freddie Mercury,Clark Gable, Charlie Chaplin Audrey Hepburn, Coco Chanel, Twiggy, Jackie (Kennedy) Onassis, Frida Kahlo, James Dean, Johnny Depp, Sienna Miller, Jane Brikin, Elvis Presley… bunlardan birkaçı…Ne güzeldirler…Hepsinin ayrı ayrı hayatları ,stilleri var.Ayrı  ayrı ilham alınacak erkteler…

2015 Sonbahar/Kış koleksiyonu hazırlarken ilham kaynağın neydi? Koleksiyonun teması, kumaşları ve renkleri neler?

Mengütay; kelime anlamı olarak ‘ölümsüzleşmiş kimse’ anlamına geliyor.Yani bir ‘ebediyet’ söz konusu.Sizce de kulağa hoş gelmiyor mu?..En başından itibaren bende uyandırdığı en büyük hislerden biri derinlik..Herkesin  hayatta bir umudu,bir savaşı ya da özlem duyduğu şeyler vardır ve bazıları için bunu gerçekleştirenler…Hatta kendi içinde kahramanlaştırdığı insanlar vardır…Onlar için ölümsüzdürler.İşte tam orada o insanların, yaşadığımız şehirleri aydınlattığı gerçeği ağır basıyor içimizde.İstanbul bir çok ölümsüzün yaşadığı ya da uğradığı şehirlerden biri. Sokaklarının buram buram  tarih koktuğu, şiirler yazıldığı;tonca hissi içinde barındığı, en ‘ölümsüz’ duyguları iliklerimize kadar hissettiğimiz; en uğrak mekan diye tasvir edebilirim size.Rengimiz, inancımız,yaşadıklarımız ya da yaşamak zorunda bırakıldıklarımız gerçeği içinde sığındığımız  ‘ölümsüzleştiklerimiz’ e itafen hazırladım Mengütay’ı…

Şarap rengi ve morla kahramanlaştırdım Mengütay’ı…

Türkiye’deki erkek moda ve stil dünyasını nasıl buluyorsun? Neler eksik, neler fazla?

Maalesef tüm erkek markaları birbirinin kopyası… Markalar sürekli satış yapma kaygısı ve rekabet içinde oldukları için birbirlerini kopyalamanın önüne geçemiyorlar…Durum böyle olunca sokaktaki erkekler de klonlanmış gibi geziyorlar…Onlara ilham verebilecek bir marka yok çünkü.Asla stil sahibi değiller.Şık giyinen erkekler var , ancak bir James Dean değiller…

İstanbul’un moda nabzı senede iki defa düzenlenen MBFWI etkinliğiyle atmaya devam ediyor. Düşüncelerin neler?

İstanbul Fashion Week’de  6. sezonum.Kendi adıma herşeyin olumlu ilerlediğini söyleyebilirim.İnsanların defile sonrası koleksiyon hakkında ki yorumları tüm yorgunluğumu alıyor.Türkiye de sadece istanbul’da değil her yerde moda olgusunun geliştirilmesi gerektiğini düşünüyorum.Tasarımcıların kendilerini ifade edebilecekleri bir platform olması önemli…

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *