UNUTULMAZ İKİ İTALYAN FİLMİ

By  |  0 Comments

Yazı: Zeynep Şimşek

THE GODFATHER ‘Baba’ hangimiz ismiyle bile etkilenmedi ki. Güçlü bir ailenin yapı taşları, yine o aile bireyleri tarafından yerleştiriliyor. Baba filminde, hepimizi içten etkileyecek değişmeyen o aile kavramı nitelik kazanıyor. 1973’de gösterime giren Baba filmi Francis Ford Coppalo ‘nun tekniğiyle, günümüzdeki en iyi klasiklerin arasında. Filmdeki unutulmaz repliklere hala görsel ve yazılı olarak rastlıyoruz.’’ Çünkü ailesiyle vakit geçirmeyen adam asla adam olamaz.’’ Gibi bir anlayışın en yalın göstergesi, vurgulanıyor. Filmde Marlon Brando Alpacino ve Robert de Niro gibi 3 büyük ismi var. Alpacino’nun Michael Corleone’nin Kolej çocuğundan bir mafya babasına dönüşünün, akıl almaz oyunculuğu hepimizi büyülüyor. Marlon ‘un Baba figürü senaryonun mükemmel kurgusuyla birleşince, işte milyonları gölgesinde bırakacak o film ortaya çıkmış oluyor. Bir mafya filminde aileyi ön plana taşıyarak, bireyler arasında ki o dinamiği hep sağlam tutup. Bağlılık, dürüstlük ve sarsılamayacak o güven tablosunu görüyoruz. Ayrıca Mafyanın etnik ve kültürel aile disiplini içinde bir arada kalma savaşı, bize sıkça gösterilir.

god

Nino Rota’nın dışında bu filmin müziklerine biri el atsa, eminim o James Brown olurdu. ‘’It’s a Man’s World ‘’ şarkısı da filmle özdeşleşecek nitelikte. Filmde kadının arka planda olup erkeğin egemen olduğu bir tabloyla karşılaşıyoruz.

la-dolce-vita

LA DOLCE VİTA ‘Tatlı hayat’

Başka bir İtalyan klasiği olan tatlı hayat filmi 1950’lerin sonunda İtalya’da bulunan ulusal bir yenilik arayışındaki sinemacılarının ilk örnekleri arasında. Yönetmen koltuğunda Federico Fellini var. Filmde ahlaki çöküşün İtalya ‘ya verdiği zararları farklı bir tarzla anlatan Fellini, yakalamış olduğu bu tavırla günümüz için gösterilen en iyi yönetmenler arasında. Tatlı hayattaki ahlaki yargılar ve her daim sevimli bir karakterin varlığı, izleyiciyi yakından etkiliyor; yani şu gerçeklik dengesini yakalıyoruz. Yeryüzünde iyiliğin olduğu kadar kötülüğünde her zaman olacağına; Bunu da bizim ne ölçüde kabul ettiğimizle alakalı olduğuna ve belki de kötülük olmasaydı iyiliğin bu denli farkına varılmayacağına bir pencere açıyor. Tabiki bu dengeyi kuramadığımızda yalnızlık çoktan kapımızı çalmış olacak. Filmde tuhaf bir gazeteci Marcello, İtalyan aristokrasisini eleştirmesi için Roma da bir gazeteden teklif alır. Bu esnada bu tatlı hayatın içinde kendini bularak, fazlasıyla ucuzluğa ve yalnız bir adam dönüşecektir.

la-dolce-vita-1

Bu kez de kadın merkezli olan bu filmde, erkeğin dünyasında, yalnızlaşmayla çok kadın varlığının aynı tablo yarattığı gerçeğini görmekteyiz.

Sinemoda

Klasik İtalyan stili için, örnek alınacak birçok ikon ve kalıplaşmış sinema filmleri var. Klasikleşmiş ‘’Baba’ ’filmindeki Marlon Brando ve Alpaçino ‘nun stili için söylenilecek tam tanım
Sicilyalı Amerikan / İtalyan stili diyebiliriz. La dolce vita filmindeki performansıyla, ayrıca İtalyan’nın önemli stil ikonları arasında geçen Marcello Mastroianniy’i oturmuş klasik İtalyan tarzıyla, ölümsüz starların arasında yer almakta.

Bir İtalyan yapıyorsa en doğrusunu yapıyordur, diye bir açılım var. Çünkü yaptıkları her şeye aşık adamlar, tabi önce kendilerine. Sanat, tasarım, sinema ve moda bu tanımlar aynı ailenin farklı fertleri gibi. Bizde bu kez iki film içinden en belirgin rengi seçtik .Siyah yıllara ve modanın tüm kuralarına meydan okuyan bu renk hiçbir zaman etkisini yitirmeyeceğe benziyor.

LA DOLCE VITA, Marcello Mastroianni, 1960

LA DOLCE VITA, Marcello Mastroianni, 1960

Siyahın bu karizmasını, nasıl kom binleyebileceğinize dair bir kaç örnek sunduk. Bundan sonrası için, hangi karakter olmak istediğinize de siz karar vereceksiniz. Çapkın bir adam olan Marcello ‘mu ? Baba figürüyle bize her haliyle ve tavrıyla kendine hayran bırakan Don Corleno mu? İkisinde siyahlardan vazgeçmiyor. Sen kendin için en cool siyah görünümü seçebilirsin.

IMG_2982

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *