YAPMAYIN DEDİM, YAPTINIZ

By  |  0 Comments
yapmayindedim
GEÇTİĞİMİZ ay ”Sokaktan ‘Adam’ Toplamak” başlıklı bir yazı yazıp moda haftalarında oradan oraya seken beylerle ilgili birkaç cümle paylaşmıştım. Bu ay, başımıza gelenlere biraz daha yakından bakalım.
Koray Caner Öztürk 
Sen misin erkeklerin sokak stilindeki yerinden dem vuran, mesajların ardı arkası kesilmedi. Kimisi ‘Hay ağzına sağlık, bir solukta okudum!’ dedi, kimisi burun kıvırıp ‘NE alaka yani?’ diyerek ilgisini (!) belli etti. Yazının yayınlanma tarihi de herkesin çok konuştuğu Istanbul Fashion Week, daha doğrusu yeni adıyla Mercedes-Benz Fashion Week Istanbul’un hemen öncesine denk gelince beni aldı bir merak: Acaba bir şeyler değişmiş midir? Hayır yani, bir yazıda ucundan köşesinden sırf fotoğraflanmak için kendini şekilden şekile sokanlara laf ettik diye akşamdan sabaha değişen bir şey olacak değil ama acaba sosyal medya hızla yayılıp dünyanın her köşesi daha ulaşılabilir olmuşken bizim gençler Floransa’daki, Londra’daki abilerinden bir şeyler öğrenmiş midir, görmek istedim.
Merakım ve yeni bir şeyler görme hevesim, katıldığım ilk defile öncesi bekleme salonunda geçirdiğim dakikalarda yerini bir boşluğa, efendime söyleyeyim bir ferahlığa bıraktı. Tanımlayamadığım bir cisim, tanımlayamadığım bir kıyafet ile karşımda oturmuş, moda haftasının onu aslında ne kadar yorduğundan bahsediyordu. Sadece böyle zamanlarda, ‘Show Must Go On!’ diyerek ortaya çıkanlardan birisi olarak hayatından memnundu ve değişmekle ilgili en ufak bir düşüncesi yoktu.
Bu Inka Totemi arkadaşın hemen arkasında ise hayatın bütün gerçeklerini geride bırakıp annesinin Chanel çantasını koluna geçiren başka bir çocuğumuz oturuyordu. Dedesinden aldığı eski kazağı ‘Vintaj çok moda!’ diyerek bol bol giymiş, beline ince bir siyah kemer takıp stilini deri pantolonuyla tamamlamış. Kaçıranlar için tekrarlıyorum; ‘Vintaj’ dede kazağı, ince kemer, deri pantolon ve anne çantası.
”Bu ikisi uç örnek, içeride üç dört ilgi çekici tarz sahibi erkek vardır..” diye kendimi avuttuğum koskoca moda haftasının sonunda cidden üç dört kişide takılıp kaldık, daha öteye gidemedi Istanbul’un erkekleri. Renkli pantolon veya çorap giymeyi çok yanlış anlamış bolca yeni model metroseksüelin, günlük hayata etnik yerleştirmeler yapmaya çalışırken Semaver gibi ortalıkta gezinenlerin ve her nedense hala papyon trendinde takılı kalmışların arasından sıyrılan bu üç dört kişi de olmasa, dükkanı kapatıp gitmelik bir moda algısının kucağına düşmüştük yine.
Ben ki pek çok farklı tarzda farklı şeyler denemeye çok açık bir adamım, beni bile sorguya düşüren bu ‘tarz’ güzellemeleri nereden çıkıyor; ne olur biriniz bana anlatın. Ben yapmayın, etmeyin, abartmayın dedikçe siz yapmaya devam ediyorsunuz. Gelin anlaşalım, siz bu satırları okuyorsanız ve bir sonraki moda haftasında karşılaşırsak gelin yanıma bir konuşalım. Çocukluğunuza inelim (3-4 sene öncesine yani) ya da şöyle sahilde açık havada bir kahve içelim, derdiniz tasanız neyse dökün bana; sonrasında da erkek stilinin Türkiye’de olabildiğince yanlış anlaşılmasını sağlayacak bu havalarda nağmelerden vazgeçin. Benden size abi, kardeş, akran tavsiyesi.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *